Bölünmüş Kişilikler ve Toplum

Bölünmüş Kişilikler ve Toplum

Bir insanı çalıştığı yerde iş yerinde gözlemleyen biri onun güler yüzlü samimi, iyi biri olduğu sonucuna varabilir. Ama aynı insan başka bir ortamda örneğin evinde işyerindekinden tam tersi bir halde olabilir. “Öyleyse hangisi asıl karakterdir, gerçek kişiliktir? diye sorar Jung.

 

Persona

Normal bir kişilikte bile karakter bölünmesi imkânsız değildir. İnsanlar dış dünyaya uyum sağlamak ya da başa çıkabilmek için farklı yerlerde farklı rollere bürünebilir yani maskeler takabilir. Jung bu maskeleri Antik Roma’da tiyatro oyuncularının, oyunlarda yüzlerine taktıkları maske anlamına gelen “Persona” olarak adlandırır.

 

Maskeler

Yunancada oyuncunun maskesi anlamına gelen persona kelimesi, başkalarına gösterilen yüzdür. Bireyin özellikle seçilmiş taraflarını açığa vururken, diğer bir kısmını da saklar. Persona, benlik rolü yapan bir maskedir. Hatta bu iyi oynanmış role, kişinin kendisi ve diğerleri inanır.

 

Personalar kötü müdür ? Yani sosyal hayatta var olmak için taktığımız maskeler gerçek biz değil miyiz ?

Persona bir bakıma bizim dünyaya ve topluma uyumumuzu sağlar. Şüphesiz ki ilişkilerimizin devam edebilmesi için, diğerleri tarafından kabul edilmek isteriz. Kullandığımız maskeler aynı zamanda bizim başkalarına nasıl görünmek istediğimizi ifade eder. 

 

Persona geliştiremeyenler diğer insanlarla ilişkilerinde sekteye uğrar.

Başka bir noktadan bakacak olursak kişinin personasıyla özdeşleşmesi gerçek duygu ve düşüncelerden uzaklaşarak onun kendine ve diğerlerine yabancılaşmasına neden olur. Hopcke şöyle yazmıştır: “Jung,  personayı kişinin içsel benliğini muhafaza eden koruyucu bir yapı, bir kutu görevini gören ve kişilik için hayati bir öge olarak tahayyül etmiştir.”  İyi gelişmiş bir birey, iş ve sosyal ortamlarına ayrı ayrı uygun olan çeşitli personalara sahip olabilir. Burada sorun, personaya sahip olmaktan değil, personanın içsel yaşamdan önde tutulmasından kaynaklanır.

 

Gölge

Jung kişisel bilinçdışımızda bulunan diğer yüzümüzü “Gölge” olarak adlandırır. Personanın karşıtı olan gölge insanın yüzleşmekten kaçındığı ve toplum tarafından hoş karşılanmayacak olan utanç duyduğumuz tüm yabani istek ve arzuları barındırır.

 

Kişilik Bölünmesi ve Bastırılmış Duygular

Herkes bir gölgeye sahiptir, insanın bilinçli yaşamı bu gölgeyi ne kadar az içeriyorsa, o kadar kara ve yoğun olur. Bir başka deyişle, kişi, gölgesiyle yüzleşmekten ne kadar uzak kalırsa aslında o kadar tehlikeli olur; çünkü gölgemizi reddetmek kişiliğimizin baskılanarak sönük kalmasına sebep olacaktır.

 

Toplum ve Persona

İnsanın içinde yaşadığı toplum ne kadar kısıtlayıcı olursa gölgesi de bir o kadar geniş olacaktır. Bundan dolayı insan içinde yaşadığı çevreye uyum sağlayabilmesi için gölgelere karşı personalar geliştirmesi gerekir.

Kaynak 1 , Kaynak 2 , Kaynak 3