Japonlar Gökdelenlerdeki Raylı Sistemi Mimar Sinan'ın Ustalık Eseri Selimiye'den mi Aldı?

Mimar Sinan (d. 29 Mayıs 1489, Ağırnas - ö. 17 Temmuz 1588, İstanbul) Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde Osmanlı Devleti'nde baş mimar olarak görev yaptı. Bir çok eseri hala mühendisler ve mimarlar tarafından hayranlıkla karşılanmaktadır. Peki hakkındaki bazı efsaneler gerçeği ne kadar yansıtıyor?

Japonlar Gökdelenlerdeki Raylı Sistemi Mimar Sinan'ın Ustalık Eseri Selimiye'den mi Aldı?
Mimar Sinan Efsaneleri: Selimiye, Süleymaniye, Şehzade, Sultanahmet

 

Mimar Sinan'ın ''Çıraklık Eserim'' olarak tanımladığı, 1543 yılında yaptığı İstanbul'daki Şehzadebaşı Camii (Şehzade Camii)'nin doksanlı yıllardaki restorasyonunda yaşananlar, onun nasıl ileri görüşlü bir mimar olduğunu ortaya koymuş. Camii'nin zamanla yıpranan kemerleri için yürütülen restorasyon çalışmalarında nasıl bir uygulama yapılacağı tartışılırken caminin kemerlerinde bir oyuk fark edilmiş. Bu oyuktan çıkan cam şişede; 

 

 

"Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum." yazılıymış.

 

Sultan Ahmet Camii

 

Mektubun devamında kemerin nasıl onarılacağını anlatan Mimar Sinan, 469 yıl sonrasına da ışık tutmuş olmuş.

Süleymaniye Camii'nin restorasyonunda da Şehzadebaşı Camii'nde olduğu gibi Mimar Sinan'dan not bulunmuş. Bir oyuktan çıkan notta, büyük usta şöyle diyormuş: "Her kim bu taş eskidiğinde yenisiyle değiştirmek isterse, eski taşın yerine takılacak yeni kilit taşının iki tarafından yağlı iple taşı bir taraftan sokup öteki taraftan çeksin. Sonra ipin dışarıda kalan kısımlarını kessin." Süleymaniye Camii'sini kurtaran bu mektup şu anda Topkapı Sarayı'nda saklanıyormuş.

 

Süleymaniye Camii

 

Peki hikaye gerçekten de böyle mi?

Hikayelerin şehir efsanesi olduğunu anlatan Ahmet Turan Alkan zaman gazetesinde durumu detaylıca anlatmıştır.

Aslında restorasyon sorumlusu Mimar bahsi geçen mektubu, bir çocuk oyunu şeklinde kaleme alarak çocuklara sorumluluk duygusu aşılamak için güzel bir örnek olacağını düşünmüş. Proje çok ilgi çekmiş ve TRT 3'te 1970'li ya da 80'li yıllarda bir belgeselde bu konu işlenmiş.

 

Mimar Ali Sami Ülgen

 

Söz konusu efsanenin oluşmasına sebep olan Mimar sözleri şöyle ''Bunun bilimsel bir tarafı elbette yok, bu kadar yayılacağını elbette bilemedim.' Hatta espri ile 'Bilsem kendim için daha faydalı olacak bir şeyler yayardım.''

Mimar ve efsane hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz. 

Bahse konu mimar sinan'ın mektubunun var olmadığı türkiye mühendislik haberleri dergisinde belirtilmiştir.

 

Efsane 2: Japonlar Gökdelenlerde Kullanılan Raylı Sistemi Selimiye Camii'den Almışlar

 

Bir çok mecrada geçen efsane ve anlatım şöyledir:

1950–60 arası bir tarihte inşaat mühendisi, mimar ve jeofizikçilerden oluşan bir Japon heyeti Türkiye’ye gelmiş. Heyet İmar ve İskân Bakanlığı’ndan izin alarak ülkemizdeki tarihi yapıları incelemeye başlamış. Ayasofya’yı, Yerebatan Sarnıcını filan gezdikten sonra sıra Sinan’ın kalfalık eseri Süleymaniye Camisiyle Sinan’ın öğrencisi Mimar Davut Ağa’nın eseri Sultanahmet Camisi’ne gelmiş.

Japonlar bu camiler üzerinde günlerce inceleme yapmışlar. Her geçen gün şaşkınlıkları daha da artıyormuş. Çünkü Japonlar daha ilk incelemede camilerin gevşek bir zemin üzerine inşa edildiğini anlamışlar(?). Ama bunca yıl, bu camilerde bir çatlak dahi olmamasına akıl sır erdirememişler. Bunun üzerine Türkiye programının gerisini tamamen iptal edip, bu iki cami üzerine yoğunlaşmışlar.

 

 

Araştırmalarının sonucunda herhangi bir sarsıntı sırasında bu iki caminin sabitlenmediğini aksine yerinde oynayarak yıkılmaktan kurtulabildiği ortaya çıkmış. Minareleri incelediklerinde ise şaşkınlıkları ikiye katlanmış. Minarelerin çok daha gelişmiş bir raylı sistem mekanizması üzerine oturtulduğunu ve her yöne yaklaşık 5 derece yatabildiğini görmüşler.

Daha derin araştırma yapmak için Edirneye, Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camisine gitmişler. Oradaki olağanüstü sistemleri görünce iyice şaşırmışlar. Selimiyenin tüm sırlarını aylarını harcayarak çözmüşler. Japonyaya döndüklerinde ise Sinan’ın sırlarını uygulamaya sokarak şehirlerini Sinan’ın kullandığı sistemlerle kurup muazzam gökdelenler dikmişler. Yani şu an gelişmiş ülkelerin gökdelen yapımında kullanıldıkları çoğu sistem, yüzyıllar önce Sinan’ın geliştirdiği mekanizmalarmış.

 

 

Bir gün Selimiye Camiine girenler, kubbenin altlında bir Japonun ayaklarını kıbleye doğru uzatmış sırtüstü yattığını görmüşler. Tabii hemen Japonu, “Burası kutsal bir yer. Bu şekilde yatmak bizim inançlarımıza göre saygısızlıktır. Lütfen oturun veya ayakta durun” diyerek uyarmışlar. Ancak, Japon trans vaziyetteymiş, gözlerini kubbeden ayırmadan şöyle sayıklıyormuş: “Bu imkânsız. Ben yılların mühendisiyim. Bu kubbe var olamaz. Hayal görüyorum. Bu kubbenin orada o şekilde durması fizik ve matematik kurallarına aykırı. Bu imkânsız, orada hiçbir şey yok, orada hiçbir şey yok…”

Selimiye camisinin zemini gevşek toprakmış. Bu nedenle minarelerinin yakın zamanda yıkılacağı fark edilmiş. Uluslararası bir grup bilim adamı toplanmışlar. Nasıl kurtarırız bu tarihi minareleri diye kafa kafaya vermişler. Sonuçta en son teknoloji olan metal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar vermişler. Minarelerin temellerini açınca, koymayı düşündükleri kelepçelerin aynısıyla karşılaşmışlar. Mimar Sinan kaç yüzyıl önce ayni şeyi düşünmüş meğerse.

Mimar Sinan’ın Selimiye Camiinin kubbesini o genişliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematiğin bilinen 4 ana işleminden farklı beşinci bir işlem bularak çözdüğü söylenirmiş.

 

Efsane mi Gerçek mi?

 

1 - Süleymaniye Camii yapı  hiçbir zaman yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmamıştır. 1999 depremini bile kaplama malzemelerindeki küçük bozulmalar haricinde bir hasar almamıştır.

2 - Selimiye Camii'nin altında bulunduğu iddaa edilen raylı sistemlere dair hiç bir kanıt bulunmamaktadır.

3- Selimiye camisinin zemini gevşek toprakmış hikayesi de bir diğer hikayeyle hiç örtüşmüyor. Mimar Sinan, Selimiye'nin zeminini önceden sıkıştırarak,bu şekilde zeminin oturmasını sağlamış. Böylece iş bittikten sonra oluşacak çatlama ve kaymaların önüne geçilmiştir hikayesi süreki anlatışan ve bilinen bir hikayedir.

Ayrıca zeminin gevşek olmadığı, zeminde kazık ve od taşı blokları kullanldığı ''buradaki '' makalede belirtilmektedir.

4- Gerek sultanahmet gerekse süleymaniye camii istanbul'un meşhur 7 tepesinden ikisinin üzerine inşaa edilmişlerdir. Zeminlerinin gevşek zemin sınıflandırmasına girmesi mümkün değildir. Hatta sultanahmet camisinin inşaası sırasında sert zemin sebebiyle inşaat süresi (1612-17) uzamıştır.

5 - 4 ana işleme farklı beşinci bir işlem bularak çözmüş ifadesi biraz efsanevari bir söylemdir. Böyle bir buluş olsaydı mimarlık dışında matematik alanında da büyük bir üne sahip olurdu diye düşünüyorum.

 

Bu bilgiler ve yaklaşımlara göre anlatılanların büyük oranda şehir efsanesi olduğu söylenebilir.

 

Mimar Sinan'ın büyük bir mimari usta olduğu tüm dünyada kabul edilmektedir. Selimiye Camii Unesco tarafından korunan yapılar listesine alınmıştır. Ancak gerçekleri abartıp olmayan hikayelere inanmak, bilimsel bir ortamda hoş karşılanmayacağı gibi yanlış bir temele oturtulmuş bilgiler çok kötü sonuçlar doğurabilir.

 

Kaynak 1 Kaynak 2 Kaynak 3 Kaynak 4