Kirpinin Zarafeti

Fransız roman yazarı ve felsefe profesörü Muriel Barbery, tüm kalıpları, hayattaki sınırlandırmaları kirpinin zarafeti romanıyla adeta paramparça ediyor.

Kirpinin Zarafeti
Kirpinin Zarafeti - Muriel Barbery

 

”Kayın ağaçları
benim bir hiç olduğumu öğretin bana
ve yaşamaya layık olduğumu."
Muriel Barbery

 

 

Filmi de çekilen bu kitaptaki karakterleri kısaca tanıyalım;

Renee karakteri dışarıdan bakıldığında ufak tefek, tombul ,bakımsız orta yaşlı kapıcılık yapan bir kadın. Ancak  sanat ,edebiyat ve felsefe tutkunu olan bu kadın kendinden beklenmeyecek kadar büyük bir kütüphaneye sahip ve  her mesai bitiminde kütüphanesine çekilir kitapların dünyasına dalar.

Leo adında da bir kedisi var. Leo Tolstoy'dan esinlenerek kedisine verdiği bu isim,  Renee’nin iç dünyası ile ilgili dışarıya verdiği belkide tek ipucudur.

 

 

Renee karakteri ile aynı apartmanda yaşayan ve zengin bir ailenin kızı olan Paloma, 11 yaşında olmasına karşın yaşıtlarına kıyasla oldukça zeki ve duyarlı bir kızdır. Yarını düşünmemek için şimdiki zamana açgözlülükle sarılmış olan çevresindeki yetişkinlere bakarak, bir ömrün tekdüzelikle kısacık bir sürede geçip gittiğini görür. Ne kadar çabalasa da etrafındaki insanlar gibi bir hayatı olacağını düşündüğü için 12. yaş gününde intihar etme karar alır.

 

Diğer bir bilge karakter olan Kakura Ozu'nun  apartmana taşınmasıyla, belkide gerçek hayatın sınırlandırmaları içinde asla bir araya gelebileceğini düşünmediğimiz bu üç karakterin yaşamları kesişir. Sessiz sedasız düşündüren hatta bazen uykusuz bırakan, sorgulatan, ve en önemlisi insanı sarsan bu kitaptan beni en çok etkileyen bazı bölümleri paylaşıyorum.

 

 

“Kayın ağaçları
benim bir hiç olduğumu öğretin bana
ve yaşamaya layık olduğumu.”

 

 

"Elli dört yaşındayım.Yirmi yedi yıldan beri Grenelle Sokağı 7 numaranın kapıcısıyım. İç avlusu ve bahçesi olan bir konut bu. Son derece lüks sekiz daireye bölünmüş, hepsinde oturuluyor, hepsi dev gibi. Ben dul bir kadınım. Ufak tefek, çirkin, tombul biriyim. Ayaklarımda nasırlar var. Kendi kendimi rahatsız ettiğim bazı sabahlara bakarsak, bir mamut gibi soluk alıp veriyorum. Eğitim görmedim. Kendimi bildim bileli yoksul, ölçülü ve önemsiz biri oldum. Kedimle birlikte yalnız yaşıyorum. Tembel, kocaman bir erkek kedi. Kayda değer özelliği kızdırıldığında patilerinin kötü kokmasıdır. Birbirimize benziyoruz; ikimiz de kendi hemcinslerimizin arasına katılmak için pek bir çaba sarf etmeyiz.

 

 

Daima nazik olsam da ender olarak sevimlilik gösterdiğimden beni sevmezler, ama yinede bana hoşgörü gösterirler; çünkü ben toplumsal inancın apartman kapıcılığına dair bir araya getirdiği paradigmaya gayet iyi denk düşüyorum: Ben, yaşamın kolayca çözülebilecek bir anlamı olduğu şeklindeki büyük evrensel yanılsamayı döndüren sayısız çarktan biriyim.”

 

 

''Benim adım Paloma. 11 yaşındayım. Adresim, 2.Rue E. Manuel, Paris. Zenginlerin yaşadığı bir apartman. Ailem zengin. Dolayısı ile, ablam ve ben de zenginiz. Ama bütün bunlara rağmen bütün bu şans ve berekete rağmen, gittiğim yolun sonu bir akvaryum. Öyle bir dünya ki, bütün yetişkinler, araba camına çarpan sinekler gibi çiftleştiği bir yer. Ama bir şeyden eminim. Bu akvaryum, bana göre değil, hiçbir şeyin anlamı yoksa bile aklın bununla yüzleşmesi gerekir..''

 

Kaynak

Muriel Barbery Kirpinin Zarafeti Kitabı