Tarihin En Büyük Ekonomik Krizi ve Dolandırıcılığı

Yıllardır çoğu ekonomist tarafından dile getirilen 2020 yılındaki ekonomik kriz beklentisi gerçek mi oldu? Yoksa tüm bu olanlar sadece bir tesadüf mü?

Tarihin En Büyük Ekonomik Krizi ve Dolandırıcılığı

 

Ekonomik Yalanlar

Hangi yönetim biçimi olursa olsun sanal ya da gerçek üretilen kaynakların ekonomik yönetim  adı altında halka ya da burjuvaziye paylaştırılmasının ne kadar adaletsiz olduğunu hepimiz biliriz. En gelişmiş toplumlarda bile insanlar daha çok üretebilmek ve en önemlisi daha çok tüketebilmek için birbirlerini yok sayarcasına daha fazlası için savaşıyorlar.

 

Peki, ekonominin anahtarı para nedir ?

Binlerce yıl önce insanlar, aralarındaki borçları, alacakları kayıt altına almak için önce kemikler üstünde tutulan çeteleleri kullanmışlardır. 

 

Zigguratlar eski merkez bankaları mı ?

Daha sonra ziggurat denilen merkezi binaları kullanmışlardır. Gümüş ve arpa karşılığında ya da başka bölgelerde başka karşılıklarla aralarındaki alışverişin kaydını tutuyorlardı.

 

Lidyalılar

Zamanla artan ekonomik döngüde bu yöntemler ihtiyaçları karşılamadığından bugün Manisa’nın Salihli İlçesinde bulunan Sart yerleşim yerinde o günkü adıyla Sardes’te Lidyalılar tarafından ilk altın gümüş karışımından oluşan sikkeler ortaya çıkarılıyor. Paranın en yakın anlamıyla doğuşu gerçekleşmiş diyebiliriz. Zaman zaman fakirleşen ve borçlanan devletler paranın içindeki değerli madenleri azaltmışlar ve bu her seferinde paralarının değersizleşmesine, ekonomilerinin çökmesine ve halkın devlete güveninin azalmasına sebep olmuştur.

 

Banknot

Bilindiği gibi kağıt para icat edilmeden önce çeşitli deniz kabukları, altın ve gümüş sikkeler kullanılmaktaydı. Zaman içerisinde özellikle büyük miktarda madeni paranın saklanması, bir yerden bir yere taşınması oldukça zahmetli bir hale geldi. Aynı zamanda bu madeni paralar çeşitli güvenlik sorunlarını da beraberinde getiriyordu. Bu nedenlerden dolayı insanlar büyük meblağlar tutan ticaretlerinde üzerinde yazılar olan ve değer ifade eden, günümüzdeki senete benzer kâğıtlar kullanmaya başladılar. Tarihi kayıtlara göre, kağıt paranın erken formu olan bu senetlerin ilk yaygın kullanımı 600’lü yıllarda Çin’de başladı.

Genelde altın olmak üzere değerli maden ve eşyalara dönüştürmek üzere kullanıma sunulan kağıt paralar aslında bir değerli mal beyanıydı.

 

Osmanlı’da banknot

İlk Osmanlı banknotları Abdülmecit tarafından 1840 yılında “Kaime-ı Nakdiye-ı Mutebere” adıyla, bugünkü dille “Para Yerine Geçen Kağıt“, bir anlamda para olmaktan çok faiz getirili borç senedi veya hazine bonosu niteliğinde olmak üzere çıkarılmıştır. Bu paralar matbaa baskısı olmayıp, elle yapılmış ve her birine de resmi mühür basılmıştır. Daha sonraları altınla değiştirmek üzere bu paralar kullanımda kalmıştır. 

 

FED öncesi banknotlar

Aslında özel bankaların devlete ve halka borç verdiği yani kağıt para verdiği bilinmektedir. Ancak zayıflayan merkezi sistemlerin güvenilirliğinin ve gücünün azaldığı dönemlerde kâğıt paranın yetersizliği ekonomilerin tıkanmasına sebep olmaktadır. Bu durumda tarihteki örneklerinde olduğu gibi paranın değerinin düşürülmesi ile piyasaya daha çok para ya da borç senedi verilir ve karşılığı daha az olan senetler ya da coinler yaratılmış olur.

 

FED sonrası banknotlar

Benzer bir durum FED (Amerika Merkez Bankası ya da Federal Rezerv)’in kuruluşunda da meydana gelmiştir. Daha önceleri merkez bankasının ne kadar altın rezervi varsa o kadar para basabiliyordu. Doların üstünde gold sertifikası yazdığı da bilinmektedir. FED kurulduğunda bu oran %40’a düşürüldü.

 

Hiperenflasyon

Weimar cumhuriyeti

Weimar cumhuriyeti, Hitler’den önce Alman hükümetidir. Bu dönemde savaş, işsizlik ve ekonomik buhran döneminde paranın çok ani değersizleştiği zorunlu karşılıklar meselesini de içeren hiperenflasyon dönemi yaşanmıştır. Bir hikayeye göre hiperenflasyon öncesi bir otelde çalışan birinin aldığı bir altın bahşişiyle kriz sonrası çalıştığı oteli satın aldığı anlatılır.

 

Türk Lirası’nın Değersizleşmesi

Türkiye ve Osmanlı’da da benzer dönemler olmuştur. Yakın tarihe bir göz atalım. İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1944 yılında bütçe açık vermeye başladı. Savaş, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonominin dengeleri sarstı. Türkiye devalüasyonla da bu dönemde tanıştı. 1946 yılında, bütçe fazla vermesine rağmen ihracatı artırmak için devalüasyona gidildi. Ancak hedefe ulaşılamadı. Benzer krizler ve devalüasyonlar sonrası Türk lirası çok büyük bir değer kaybı yaşadı. Daha sonra paradan 6 sıfır atılmıştır ama bu durum Türk lirasının değer kaybını önlememiştir. Sürekli para basılarak değerlenmesi de çok mümkün görülmemektedir. Bunun için daha güçlü bir üretim, kontrollü tüketim yapısı ve sınırlı para sistemi olabilir.

 

Bretton Woods

İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1944 yılı Temmuz ayında Amerika Birleşik Devletleri’nin New Hampshire eyaletinin Bretton Woods kasabasında 44 ülkenin katılımı ile gerçekleştirilen konferans ile dünya ticaretini geliştirici finansal sistem üzerinde görüşmeler sağlanarak anlaşma imzalanmıştır. "Uluslararası Para Anlaşması" ile uluslararası ödemelerde kullanılacak yeni bir sistem geliştirilmiştir. 

Bretton Woods anlaşması ile Dolar, altına dönüşebilen tek para birimi olarak kabul edilmiş ve 1 ons altın 35 dolar olacak şekilde düzenlenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri dış talep olduğunda doları bu tutar karşılığında altına çevirmeyi kabul etmiştir. Diğer ülke birimlerinin değeri de dolar göre belirlenecektir. Anlaşmaya göre ancak çok özel ve düzeltilmesi olanaksız parasal dengesizlikler olması halinde herhangi bir ülkeye parasını dolara karşı değerini değiştirme izni verilmiştir. Bu gibi durumlarda öngörülmüş devalüasyon ve revalüasyon oranları en çok yüzde 10 olacak şeklinde karara bağlanmıştır.  

 

1971 Petro Dolar sistemi ve sınırsız para basma dönemi

Geçen yıllarda Avrupa ve Japonya hızla büyümüştür. Artık ikisi de üretmekte ve ihraç etmektedir. Bu sistem ancak 1971 yılına kadar devam edebilmiştir. 1971 yılının 15 Ağustos’unda Başkan Robert Nixon, ABD’nin sistemi terk ettiğini ve doların altına çevrilebilirliğine son verildiğini hem de sistemdeki hiçbir üyeye haber vermeden açıklar. ABD’nin içinde bulunduğu ekonomik güçlükler ve altının çok talep edilmesi nedeniyle doların altına dönüştürülebilirliğini kaldırdığı söylenebilir. Buna bağlı olarak artık hiçbir karşılık göstermeden sınırsız para basma dönemi başlamıştır. Böylece tüm dünya merkez bankaları karşılığı belirsiz olan banknotları hızla basmaya başlamıştır. Bu dönemden sonra dünya rezerv parası olan dolar ve emsali para birimleri hızla değer kaybetmeye başlamıştır.

 

Krediler ve Borçlar

Bu durumda yoktan var edilen borç senetleri yani paralar halka borç olarak dağıtılıyor. Piyasada oluşan yüksek para arzı; emlak, borsa vb. balonların oluşmasına sebep oluyor. 2000 ve 2008 küresel krizleri bu balonların patlaması sonucu gerçekleşmiştir.

 

Dolar rezervi

2008 krizine kadar yaklaşık 1 trilyon dolar olan  FED toplam dolar rezervi 2019 itibariyle yaklaşık 4 trilyon doları bulmaktadır. Yani 2008 kadar ağır ağır artan dolar basma işlemi 2008’den sonra çok büyük seviyelere ulaşmıştır (Kimilerine göre 2008 krizi değişimin başladığı, eski sistemin öldüğü yıldır). Geçtiğimiz 2 yılda FED fazileri arttırarak azaltmaya çalışmıştır. Ancak ticaret savaşları ve küresel ekonomik kriz beklentilerine karşı gelemeyip yüksek miktarda para basmaya devam etmekteydi.

Sallantıda olan finansal piyasalarda 2020'de kriz beklentisi geniş kesimlerce konuşuluyordu. Ancak sebepler yeterince güçlü değildi. Tüm bu tartışmalar sürerken koronavirüs geldi ve tüm dünyayı derinden sarsıyor. Belki bu büyük bir tesadüf ama ekonomik sonuçların ağır olacağı artık çok belirgin bir gerçek.

 

Diğer Ülke Paralarının Rezervi

SNB işviçre merkez bankası, Boj Japonya merkez bankası, ECB de Avrupa merkez bankası

2008 krizinden bu yana neredeyse tüm merkez bankaları tarihte görülmemiş para basma işlemine devam ediyordu. Virüsle birlikte para basma işlemleri çılgın boyutlara ulaştı.

 

Tarihin en büyük ekonomik krizi kapıda mı ?

Hızla artan ve yoktan var edilen paranın karşılığının belirsiz ve yetersiz olması tarihte her seferinde büyük ekonomik krizleri getirmiştir. Devletler bünyesinde yapılan bu değersizleştirme süreçlerinde her seferinde hiperenflasyonla karşılaşılmıştır. Günümüzde de Venezüella örneğinde gördüğümüz gibi paranın pul olmasına yani çok değersizleşmesine hep beraber tanık olduk.

 

Tahvil getirisi eğrisi ekonomik durgunlukları nasıl görüyor ?

Genellikle 30-40 yıllık dönemler sonucunda çok büyük ekonomik krizler gerçekleşmektedir. Uzmanlar bunun göstergelerinden birinin getiri eğrisi olduğunu söylüyor. 10 yıllık faiz getirisinin kısa vadeli faiz getirisinin altında kalması yani getiri eğrisinin eksiye dönmesi sonucunda her seferinde kriz olmuştur. Ancak bu güne kadarki krizler bir şekilde daha çok para basarak aşılmıştır. Uzmanlar bu durumun artık sonuna gelindiğini ve tarihte görülmemiş bir ekonomik krizin çok yakında olduğunu ve bu kriz sonucunda bildiğimiz sistemin derinden değişeceğini, yeni bir dünya ekonomi düzenine geçileceğini düşünüyorlardı. Belki de koronavirüs o beklenen krizi getirmiştir.

Yeni düzende kağıt para yerine tamamen sanal paraya geçileceğini hatta blockchain sisteminin bu yeni düzende ana rol oynayacağını düşünenler var.

 

Komplo Teorileri ve Gerçekler

 

Genellikle ekonomik krizlerin sonucunda sistemlerin değiştiğini ve halkın biraz daha fakirleştiğini sonra zamanla kısmi refah dönemi olduğunu görürüz.  Daha sonra döngü başa döner ve halk yönetenlerin sistemi çökertmesiyle baş başa kalır.

 

Peki gerçekte hangisi sebep hangisi sonuç ?

Krizler, ekonomik sistemlerin çöküşü, sistemin değişmesi ve halkın biraz daha köleleşmesi, sonuçta paranoyakça yaklaştığımızı düşünüp bunların aslında kaçınılmaz olduğunu düşünebiliriz. Ancak gerçekte bütün bu olanları acaba ne kadar anlıyoruz ve görüyoruz. Sürdürülebilir ve insanların ekonomik ve sosyal bunalımlar sebebiyle intihar etmediği bir sistem mümkün  ya da gerekli değil mi ?

 

Kaynak 1 , Kaynak 2 , Kaynak 3 , Kaynak 4 , Kaynak 5 , Kaynak 6 , Kaynak 7